28 Ağustos 2017 Pazartesi


BANGKOK HAVAALANINDAN DÖNÜŞ

Bangkok' ta havaalanına gidiş oldukça uzun bir mesafe.
İki aktarmalı metroyu keşfettim. Saatleri öğrendim.
Artık Asya' dan dönüşe geçiyoruz. Uçak sabah onda ve bizden sabah yedi' de havaalanında olmamız istendi.
Havaalanı çok büyük ve çok yoğun.
Uçağı kaçırma gibi bir lüksümüz yok. Parası bir yana, bileti aylar önce almamıza rağmen boş uçak yok....
Yani saat sabah yedi de orada olmaktan başka şansımız yok.
Onaltı günlük yorucu bir gezi ve artık her şeye doymuşuz ve sıkılmışız, bir an önce evimize dönmekten başka bir şey düşünmüyoruz.
O gece eşim yatmayacağını söyleyince ben ona güvenerek uyudum.
Sabah dörtte kalkıp kahvaltı ve son hazırlıkları yaptık.
Metro sabah altı da açılıyor. Onbeş dakika önce metro kapısında olduk. Bizim gibi bekleyen insanlar, öğrenciler var. Kapı beş kala açıldı ve tam saat altıda ilk metroya bindik. İki durak sonra inip, aktarma yapacağımız ikinci istasyona bir geçitten epeyce yürüyerek geçtik.
Bu arada trafik o kadar yoğun akıyor ki, taksi tutmadığımıza sevindik.
On dakika sonra bizi havaalanının içine kadar götürecek trene bindik ve büyük bir oh çektik.
Başarmıştık.
Uluslararası gezme böyle bir şey. Eğer kendi başınıza geziyorsanız her şeyi askeri bir harekatı planlar gibi planlayacak ve disiplinli hareket edecekseniz.
Yoksa yollarda rezil olursunuz ve kimse size yardım edemez.
Türk Konsoloslukları mı? Hiç isim düşmedi ama parası biten veya parasını, pasaportunu çaldıran insanlardan dinlediğim ve okuduğum kadarı ile pek yardımcı olmuyorlarmış. Veya en azından sizin beklentinizi karşılayacak kadar değilmiş.
Birde sizin kontrolünüzde olmayan nedenlerle aksaklıklar yaşayabilirsiniz. Yolda her şey başınıza gelebilir. İhmaliniz olmadığı sürece kendinizi suçlayacak bir durum olmaz.
Resimlere gelince:
Biz ikinci trene binip, oturduk ve resimdeki kız sırtında çadırı ve tüm yükü ile geldi, bir zorlukla onları trenin dosemesine indirdi. Dekolte giymesine rağmen yükten dolayı terlemişti.
Sonra yorgunluktan arkasını dönüp, oturdu ve sanırım biraz kestirdi.
Daha önce de yazdım. Yabancı ülke kızlarında dünyayı gezme modası var.
Çok ta iyi yapıyorlar. Gençken, enerjileri yerindeyken bu işi bitiriyorlar. Dünyayı tanıyorlar, öğreniyorlar, tecrübe kazanıyorlar ve bu birikimi tahsil ve iş hayatında kullanıyorlar.
Evrensel yani dünya insanı oluyorlar.
Gezdikleri için çok biliyorlar.
Çocuklarını gözlerinin önünden ayırmayan Türk aileleri acaba ne kadar doğru yapıyorlar?
Yoksa bizim evrensel insan, dünya insanı olma gibi bir derdimiz yok mu?
Sadece sorguluyorum ve düşünüyorum.



 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BRUCE LEE, BEN ve BİR HUKUK SAVAŞI

Çin' in, ticaret fuarları ile meşhur üçüncü büyük şehri Guangzhou şehrini gezerken, Çin Fast Food Zinciri Real Kung Fu Restoranı önü...