Her resim bir anı yakalar. Her anın da bir öyküsü vardır. Öyküler güzeldir, sohbet tadı verir. Anlatılır; masal olur, efsane olur. Yaşamda esas olan yaşanmış güzel anlardır. Ne kadar uzun yaşadığın değil, ne kadar güzel anı biriktirdiğin önemlidir. Gezi öyküleri, gezeni de okuyanı da o ana, o yere götürür, keyif aldırır. Bir arkadaşım " ne iyi ettin selahattin, bizi büyük bir zahmetten kurtardın, seninle Asya' yı gezmiş kadar olduk demişti. Hepinize iyi gezmeler geziegzotik.blogspot.com
30 Kasım 2017 Perşembe
ELMALI ANTALYA' DA SANEM KEÇİLERİ
Asıl adı Saanen keçisi ... İsviçreli ... Süt yönünden çok verimli ...
Yağmurlu bir günde Antalya' dan çıkıyoruz . Hava ağır . Korkuteli yaylasına doğru kıvrılırken sis çöküyor . "
" Ne şans " diyorum içimden ancak yapacak bir şey yok . Elmalı' da bekleyen dostlar var . Hasan arkadaşımızın vesile olduğu dostların , dostları .
Korkuteli' ni geçince yol yapım çalışmaları hızımızı iyice kesiyor . Karayolları gerçekten güzel çalışıyor . Yol gidiş, geliş oluyor .
Elmalıya yaklaştıkça karlı dağların eteklerindeki köyler kartpostal görünümü veriyor .
Telefon çalıyor , dostlar nerede kaldığımızı merak ediyor . Tapu işlemleri erken başlıyor artık , öğleden sonra tapu elinizde .
Köye dönüş projemizin yeni bir aşamasına giriyoruz . Mevcut araziye yenileri eklenecek , bir kısmı meyvelik , bir kısmı da keçiler için yonca , arpa vs. için kullanılacak .
Sıcak yaz günlerini, Torosların eteklerindeki bu yayla köyünde geçireceğiz.
Dostlar güler yüzlü Anadolu insanları . Sıcak karşılıyorlar , soğuk ve yağmurlu güne tezat ...
İşlemleri başlatıyoruz . Öğleden sonraya daha çok var . Bizi evlerine davet ediyorlar .
Biz rahatsızlık vermek istemesek te , onları kırmama adına davetlerini kabul ediyoruz ... Köy, Elmalıya bir kaç kilometre uzaklıkta . Ağaçlık , asfalt bir yoldan eve ulaşıyoruz .
Üst kata , oturma odasına davet ediliyoruz . Oda sade eşyalarla döşenmiş , tertemiz , pırıl pırıl ... Olmazsa olmaz sedir var .
Soba, ilave odunla gürüldüyor . Dostların sıcaklığına , sıcaklık katıyor . Tatlı bir sohbet başlıyor . Çoluk çocuk , geçim , tarım , hayvancılık meseleleri konuşuluyor .
Durali bey bana sürekli " komutan " diye hitap ediyor ... Bu hitaba ne kadar layık olduğum düşüncesi biraz eziyor beni .
Onların merakı ; bir komutanın , yaz aylarını bir köyde neden yaşamak istediği !!! Küçüklüğümdeki , sizlere arasıra bahsettiğim köyümüzün hikayelerini , aslımızın köylü olduğunu anlatarak onlardan biri olduğumu vurguluyorum ... Anlattığım hikayeler onları ikna edince aradaki sosyal mesafe daha da kısalıyor ... Kendi köyümüz, yerleştiğimiz Antalya ' ya çok uzak olduğu için burayı seçtiğimizi izah ediyorum ...
Aç olmadığımızı ifade etsek te hemen yer sofrası hazırlanıyor ... Rahmetli babaannemin, yufka ekmek yaparken , tavuğun altından alıp getirdiği iki yumurtayı , yayık tereyağında kırıp nasıl dürüm yaptığımı anlatır anlatmaz , sahanda yumurta hazırlanıyor .
Zeytin, tulum peyniri , tereyağ , bal , pekmez, hepsini kendileri üretiyor . Biz sadece çay, şeker ve pirinç alırız , devletten 850 tl. emekli maaşın ancak 200 nü harcayabiliriz diyor , Durali ... " Pazara gidince 20 tl ile tüm ihtiyaçlarımızı karşılarız " deyince ben " markete gidip , 20 tl harcayınca , poşetin içinde ne var diye bakıyorum " diyorum ve gülüşüyorlar ... ( Yıl 2011. Tüm kışlık yiyecekler yazdan, bağdan, bahçeden, tarladan hazırlanıyor. Yıl şimdi 2017 ve çok şey değişti )
Hatun' un projesi saane keçilerinden bahsedince ; " sanem mi? " diyorlar ... Gözünü sevdiğim Anadolu insanı , her şeyi ne güzel Türkçeleştiriyor .
" Biz de var " deyince benim gözler fal taşı gibi açılıyor . İnanamıyorum ... Biz onları nereden getireceğiz , köyün havasına uyum sağlayacaklar mı diye kara , kara düşünürken , ....
" Çıkışta salarım , bakarız " deseler de , ben " yağmur yağıyor , olmaz " desem de, çıkışta ilk defa sanemlerin oğlakları ile tanışıyoruz ... Onları kucakladığında yüz ve gözündeki mutluluğu ve güzelliği hemen kayıt ediyorum ...
Bana onlardan verebileceği söyleyince , emeği karşılığında kabul edebileceğimi belirtiyorum .
" orası kolay " komutan diyor ...
öğleden sonra tapuları devrettiklerinde, yanımıza biraz pekmez katıp bizi uğurluyorlar ... Kar lapa , lapa yağarken ,
bu güzel yer ve insanlardan geçici olarak ayrılmanın hüznünü yaşıyoruz ...
yol boyu projeler yapılıyor , hayaller kuruluyor ...
nereden nerelere gittin , birilerine kızıp ülkeyi terk ettin , gene birilerine kızıp ülkene döndün , genelkurmaylarda çalıştın , şimdi bir Holding karargahındasın ama bu arada zaman da durmamış , hep akmış ...
şimdi son evreyi hazırlamaya çalışıyoruz ... Nihayetinde, çalışma hayatı da belli bir yaşta bitecek ...Keşke hayat biraz daha uzun olsaymış diye düşünmeye başlıyorum , eskinin aksine , planladığım işler arttıkça .
toprağa girmeden önce , tekrar onunla yakınlaşmak , haşır neşir olmakta fayda var deyip kendime muziplik yapıyorum .
Karlı yolları , ovaları , karlı çam ağaçları görünümlerini sindire sindire , hafızama atarak giderken onların hepsinin bizim olduğunu , ne kadar güzel bir ülkede yaşadığımızı ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum .
Not: 2012 de başlayan ev inşaatımız 2014 bitti. Bu yayla' da üç yaz geçirdik. Tarım ve hayvancılık koşulları kötüye gidince, evi satıp, Korkuteli' n de yazlık aldık. Çalıştıracak insan bulamadığımızdan ve ülkenin tarım ve hayvancılık koşullarının kötüye gitmesinden, sanem hayalimizi gerçekleştiremedik. Nitekim, netice de saman ve hayvan ithal eden bir ülke olduk.
selahattin
2011
Elmalı/Antalya
22 Kasım 2017 Çarşamba
İTALYA' DA AFRİKALI GÖÇMENLER
Batılı devletler Afrika' yı yıllarca sömürdüler... Dinlerini, dillerini değiştirdiler... Yeri geldi daha fazla sömürebilmek için, etnik savaşa tutuşturdular.
Derisi daha açık olanı, daha koyu olana düşman ettiler. Ruanda' da olduğu gibi sen Hutsisin, sen Tutsisin dediler... Doğal kaynakları sömüren Avrupa zenginleşti. Afrika halkı ise hep açlık ve sefalet çekti. Bebekleri öldü.
Son olarak Batı, Boko Haram gibi, sözde İslami terör örgütleri kurarak, Afrika'yı iyiden yaşanacak yer olmaktan çıkardı.
Artık, Afrikalılar ölümü göze alarak, lastik botlarla Akdeniz' i geçerek daha çok İtalya kıyılarına çıkarak Avrupa' ya dağıldılar.
İşte bu Roma gezisinde onların ayak izlerini takip edip, neler yaptıklarını inceledim.
Resimde gördüğünüz Senegal' li Hasan... Bizlerin Türk olduğumuz tahmin edip " selamünaleyküm " deyip, yanımıza geldi. Bazıları Türkiye' de bulunmuş... Hasan, Afrika renkleri ve desenleri ile bezenmiş boncuk bileklikler satıyor turistlere. Afrika' da ki ailesine para gönderiyormuş.
Beyaz adamın bunlara tek faydası, dil öğretmesi olmuş. Her kabile ayrı dil konuşunca bunlara İngilizce ve Fransızca öğretmiş.
Hasan, bana bileklik hediye etti. Ben de eline üç beş Euro sıkıştırdım...Memleketlerini özlemişler. Burada çok ezik duruyorlar. Ama çabuk uyum sağlamışlar. Çoğu turizim de anutçuluk yaparak, tur, bilet satarak, hediyelik eşya satarak ve seyyar satıcılık yaparak geçiniyor. Dışarıda, ayakta, insanların peşinden koşarak çalışıyorlar. Çoğu insan onları görmüyor, umursamıyor ve çoğu zaman " sir " diye başladıkları konuşmayı ret ederek kesiyorlar. Ama onlar azimli ve umutlu. Gelişmişliğin nimetlerinden yararlanma peşindeler.
Hasan, beni kırmadan bu pozları verdi.
Bengaldeşliler genelde market ve manav işletiyorlar.
Tur Otobüs bileti satmaya çalışan Afrikalılar.
Düz tahta, açılınca sepet oluyor. Bu genç çok mutsuzdu. Bir köşede umutsuzca ürününü satmaya çalışıyordu.
Nufusu artmayan bayaz adam, ayağına gelen ucuz iş gücünü kirletici işlerde kullanarak, Afrikalıyı ikinci kez sömürüyor.
16 Kasım 2017 Perşembe
ROMA' DA AŞK BAŞKA
Vatikan' dan aşağı yürürken, yukarı doğru heyecanla yürüyen iki aşık gördüm.
Kız, oğlanı elinden tuttu ve adeta çekti.
Koşa koşa gelip, tam önümde durdular.
Kız, heyecanla elindeki telefon ile sefie çekmeye başladı.
Anlaşılan Roma' nın ihtişamı onu da büyülemiş ve bir masal diyarına götürmüştü.
Kız, bir peri gibi uçuyor, bir balerin gibi tek bacağını kaldırmış, yanındakine iyice sokulmuştu.
Sanki etrafta kimse yoktu.
Tüm Roma onlara aitti.
Kendisi Roma İmparatorunun kraliçesi idi.
Ona bu hazzı yaratan erkeğini aniden öptü.
Oğlan ilk şaşkınlığı atınca, karşılık verdi.
Bunların hepsi bir anda gözümün önünde ve fotoğrafladığım alanda oluyordu.
Ardı ardına kareler patlamaya başladı.
İçeri girip, kafe' de kahve içmekte olan eşime olayı anlattım.
Dışarı çıktığımda onları tekrar gördüm.
Bir banka oturmuş, biraz önce çektikleri fotoğraflara bakıyorlardı.
Biraz önceki heyecan, toz, duman, sansasyon bitmiş.
Yerden kesilen ayaklar yere değmişti.
Yüzyıllardır Roma' da aşk böyle yaşanmıştı.
Game of Thrones, Taht ve aşk oyunları yeniden canlanmıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BRUCE LEE, BEN ve BİR HUKUK SAVAŞI
Çin' in, ticaret fuarları ile meşhur üçüncü büyük şehri Guangzhou şehrini gezerken, Çin Fast Food Zinciri Real Kung Fu Restoranı önü...
-
Asıl adı Saanen keçisi ... İsviçreli ... Süt yönünden çok verimli ... Yağmurlu bir günde Antalya' dan çıkıyoruz . Hava ağır . Ko...
-
Kos Adası, Bodrum' un karşısında, 25 kilometre mesafede... Ulaşım, karşılıklı feribot seferleri ile yapılıyor. İki tip deniz ulaşım ar...
-
Kristof Kolomb, yana yakıla destek istiyor... Hep batıya giderek deniz yolu ile Hindistan' a varacağını ve bu yolla doğunun zenginl...




