30 Kasım 2017 Perşembe

ELMALI ANTALYA' DA SANEM KEÇİLERİ


Asıl adı Saanen keçisi ... İsviçreli ... Süt yönünden çok verimli ...





Yağmurlu bir günde Antalya' dan çıkıyoruz . Hava ağır . Korkuteli yaylasına doğru kıvrılırken sis çöküyor . "

" Ne şans " diyorum içimden ancak yapacak bir şey yok . Elmalı' da bekleyen dostlar var . Hasan arkadaşımızın vesile olduğu dostların , dostları .

Korkuteli' ni geçince yol yapım çalışmaları hızımızı iyice kesiyor . Karayolları gerçekten güzel çalışıyor . Yol gidiş, geliş oluyor .

Elmalıya yaklaştıkça karlı dağların eteklerindeki köyler kartpostal görünümü veriyor .

Telefon çalıyor , dostlar nerede kaldığımızı merak ediyor . Tapu işlemleri erken başlıyor artık , öğleden sonra tapu elinizde .




Köye dönüş projemizin yeni bir aşamasına giriyoruz . Mevcut araziye yenileri eklenecek , bir kısmı meyvelik , bir kısmı da keçiler için yonca , arpa vs. için kullanılacak .

Sıcak yaz günlerini, Torosların eteklerindeki bu yayla köyünde geçireceğiz.

Dostlar güler yüzlü  Anadolu insanları . Sıcak karşılıyorlar , soğuk ve yağmurlu güne tezat  ...

İşlemleri başlatıyoruz . Öğleden sonraya daha çok var . Bizi evlerine davet ediyorlar .

Biz rahatsızlık vermek istemesek te , onları kırmama adına davetlerini kabul ediyoruz ... Köy, Elmalıya bir kaç kilometre uzaklıkta . Ağaçlık , asfalt bir yoldan eve ulaşıyoruz .

Üst kata , oturma odasına davet ediliyoruz . Oda sade eşyalarla döşenmiş , tertemiz , pırıl pırıl ... Olmazsa olmaz sedir var .

Soba, ilave odunla gürüldüyor . Dostların sıcaklığına , sıcaklık katıyor . Tatlı bir sohbet başlıyor . Çoluk çocuk , geçim , tarım , hayvancılık meseleleri konuşuluyor .




Durali bey bana sürekli " komutan " diye hitap ediyor ... Bu hitaba ne kadar layık olduğum düşüncesi biraz eziyor beni .

Onların merakı ; bir komutanın , yaz aylarını bir köyde neden yaşamak istediği !!! Küçüklüğümdeki , sizlere arasıra bahsettiğim köyümüzün hikayelerini , aslımızın köylü olduğunu anlatarak onlardan biri olduğumu vurguluyorum ... Anlattığım hikayeler onları ikna edince aradaki sosyal mesafe daha da kısalıyor ... Kendi köyümüz, yerleştiğimiz Antalya ' ya çok uzak olduğu için burayı seçtiğimizi izah ediyorum ...

Aç olmadığımızı ifade etsek te hemen yer sofrası hazırlanıyor ... Rahmetli babaannemin, yufka ekmek yaparken , tavuğun altından alıp getirdiği iki yumurtayı , yayık tereyağında kırıp nasıl dürüm yaptığımı anlatır anlatmaz , sahanda yumurta hazırlanıyor .

Zeytin, tulum peyniri , tereyağ , bal , pekmez,  hepsini kendileri üretiyor . Biz sadece çay, şeker ve pirinç alırız , devletten 850 tl. emekli maaşın ancak 200 nü harcayabiliriz diyor , Durali ... " Pazara gidince 20 tl ile tüm ihtiyaçlarımızı karşılarız " deyince ben " markete gidip , 20 tl harcayınca , poşetin içinde ne var diye bakıyorum " diyorum ve  gülüşüyorlar ... ( Yıl 2011. Tüm kışlık yiyecekler yazdan, bağdan, bahçeden, tarladan hazırlanıyor. Yıl şimdi 2017 ve çok şey değişti )

Hatun' un projesi saane keçilerinden bahsedince ; " sanem mi? " diyorlar ... Gözünü sevdiğim Anadolu insanı , her şeyi ne güzel Türkçeleştiriyor .

" Biz de var " deyince benim gözler fal taşı gibi açılıyor . İnanamıyorum ... Biz onları nereden getireceğiz , köyün havasına uyum sağlayacaklar mı diye kara , kara düşünürken , ....

" Çıkışta salarım , bakarız " deseler de , ben " yağmur yağıyor , olmaz " desem de, çıkışta ilk defa sanemlerin oğlakları ile tanışıyoruz ... Onları kucakladığında yüz ve gözündeki mutluluğu ve güzelliği hemen kayıt ediyorum ...




Bana onlardan verebileceği söyleyince , emeği karşılığında kabul edebileceğimi belirtiyorum .

" orası kolay " komutan diyor ...

öğleden sonra tapuları devrettiklerinde, yanımıza biraz pekmez katıp bizi uğurluyorlar ... Kar lapa , lapa yağarken ,

bu güzel yer ve insanlardan geçici olarak ayrılmanın hüznünü yaşıyoruz ...

yol boyu projeler yapılıyor , hayaller kuruluyor ...




nereden nerelere gittin , birilerine kızıp ülkeyi terk ettin , gene birilerine kızıp ülkene döndün , genelkurmaylarda çalıştın , şimdi bir Holding karargahındasın ama bu arada zaman da durmamış , hep akmış ...

şimdi son evreyi hazırlamaya çalışıyoruz ... Nihayetinde, çalışma hayatı da belli bir yaşta bitecek ...Keşke hayat biraz daha uzun olsaymış diye düşünmeye başlıyorum , eskinin aksine , planladığım işler arttıkça .

toprağa girmeden önce , tekrar onunla yakınlaşmak , haşır neşir olmakta fayda var deyip kendime muziplik yapıyorum .

Karlı yolları , ovaları , karlı çam ağaçları görünümlerini sindire sindire , hafızama atarak giderken onların hepsinin bizim olduğunu , ne kadar güzel bir ülkede yaşadığımızı ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum .

Not: 2012 de başlayan ev inşaatımız 2014 bitti. Bu yayla' da üç yaz geçirdik. Tarım ve hayvancılık koşulları kötüye gidince, evi satıp, Korkuteli' n de yazlık aldık. Çalıştıracak insan bulamadığımızdan ve ülkenin tarım ve hayvancılık koşullarının kötüye gitmesinden, sanem hayalimizi gerçekleştiremedik. Nitekim, netice de saman ve hayvan ithal eden bir ülke olduk.

selahattin
2011
Elmalı/Antalya


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BRUCE LEE, BEN ve BİR HUKUK SAVAŞI

Çin' in, ticaret fuarları ile meşhur üçüncü büyük şehri Guangzhou şehrini gezerken, Çin Fast Food Zinciri Real Kung Fu Restoranı önü...