14 Aralık 2017 Perşembe

ROMA' DA ÖRNEK ALINACAK HAYVAN SEVGİSİ


Son günlerde Can Dostlarımıza, sokak hayvanlarına yapılan öyle insanlık dışı davranışlar var ki!
İnanın bakamıyorum.


Bir yandan bu konuda insanlarımız bilinçleniyor derken diğer yandan insanlık dışı  mahluklar türedi.
Köpekleri asan, ok atan, ayağını bağlayıp suya atan.
Kedilere yapılan türlü türlü işkenceler.
Hızla kültürel bir bölünmenin eşiğine gidiyoruz.
Kültürlü insanların yaşamına inat bir takım insanlar peydah oldu.
Uzatmayım; bu konuda dertliyiz ve herkes neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor.
Bu bağnaz insanlarla mücadeleye devam etmekten başka çaremiz yok.
Aksi takdirde onlar bizim yaşantımıza müdahale edecek ve bizim yaşam alanlarımızı daraltacak.

Roma gezimizde, tam Kolezyum yanında, Hop İn Hop Off durağında bir sonraki gezilecek yer için otobüsümüzü beklerken bu iki yaşlı insana denk geldik.
Yaşlı kadının kucağında ufacık bir köpek ve yaşlı bir adam ona yardım ediyor.

 
 
Kendilerini zor idare edebilen bu insanlar can dostlarını özenle çantaya yerleştirmeye çalışıyorlardı.
 
Zorlukla ve titreyerek.
Özenle.
Bir bebek gibi.
 
 

 
 
Kadının tekerlekli dayanağı var.
O haliyle can dostuna sahip çıkıyor.
Hemen denklanşöre sarıldım.
Arka arkaya bir kaç poz patlattım.
Onlar o kadar kendi dünyalarında ki,
Farkına bile varmadılar.
 
 

Sergiledikleri bu insanlık dersinin iki bin kilometre ötedeki insanlar için nasıl bir örnek teşkil edebileceğini nerden bilebilirlerdi.









30 Kasım 2017 Perşembe

ELMALI ANTALYA' DA SANEM KEÇİLERİ


Asıl adı Saanen keçisi ... İsviçreli ... Süt yönünden çok verimli ...





Yağmurlu bir günde Antalya' dan çıkıyoruz . Hava ağır . Korkuteli yaylasına doğru kıvrılırken sis çöküyor . "

" Ne şans " diyorum içimden ancak yapacak bir şey yok . Elmalı' da bekleyen dostlar var . Hasan arkadaşımızın vesile olduğu dostların , dostları .

Korkuteli' ni geçince yol yapım çalışmaları hızımızı iyice kesiyor . Karayolları gerçekten güzel çalışıyor . Yol gidiş, geliş oluyor .

Elmalıya yaklaştıkça karlı dağların eteklerindeki köyler kartpostal görünümü veriyor .

Telefon çalıyor , dostlar nerede kaldığımızı merak ediyor . Tapu işlemleri erken başlıyor artık , öğleden sonra tapu elinizde .




Köye dönüş projemizin yeni bir aşamasına giriyoruz . Mevcut araziye yenileri eklenecek , bir kısmı meyvelik , bir kısmı da keçiler için yonca , arpa vs. için kullanılacak .

Sıcak yaz günlerini, Torosların eteklerindeki bu yayla köyünde geçireceğiz.

Dostlar güler yüzlü  Anadolu insanları . Sıcak karşılıyorlar , soğuk ve yağmurlu güne tezat  ...

İşlemleri başlatıyoruz . Öğleden sonraya daha çok var . Bizi evlerine davet ediyorlar .

Biz rahatsızlık vermek istemesek te , onları kırmama adına davetlerini kabul ediyoruz ... Köy, Elmalıya bir kaç kilometre uzaklıkta . Ağaçlık , asfalt bir yoldan eve ulaşıyoruz .

Üst kata , oturma odasına davet ediliyoruz . Oda sade eşyalarla döşenmiş , tertemiz , pırıl pırıl ... Olmazsa olmaz sedir var .

Soba, ilave odunla gürüldüyor . Dostların sıcaklığına , sıcaklık katıyor . Tatlı bir sohbet başlıyor . Çoluk çocuk , geçim , tarım , hayvancılık meseleleri konuşuluyor .




Durali bey bana sürekli " komutan " diye hitap ediyor ... Bu hitaba ne kadar layık olduğum düşüncesi biraz eziyor beni .

Onların merakı ; bir komutanın , yaz aylarını bir köyde neden yaşamak istediği !!! Küçüklüğümdeki , sizlere arasıra bahsettiğim köyümüzün hikayelerini , aslımızın köylü olduğunu anlatarak onlardan biri olduğumu vurguluyorum ... Anlattığım hikayeler onları ikna edince aradaki sosyal mesafe daha da kısalıyor ... Kendi köyümüz, yerleştiğimiz Antalya ' ya çok uzak olduğu için burayı seçtiğimizi izah ediyorum ...

Aç olmadığımızı ifade etsek te hemen yer sofrası hazırlanıyor ... Rahmetli babaannemin, yufka ekmek yaparken , tavuğun altından alıp getirdiği iki yumurtayı , yayık tereyağında kırıp nasıl dürüm yaptığımı anlatır anlatmaz , sahanda yumurta hazırlanıyor .

Zeytin, tulum peyniri , tereyağ , bal , pekmez,  hepsini kendileri üretiyor . Biz sadece çay, şeker ve pirinç alırız , devletten 850 tl. emekli maaşın ancak 200 nü harcayabiliriz diyor , Durali ... " Pazara gidince 20 tl ile tüm ihtiyaçlarımızı karşılarız " deyince ben " markete gidip , 20 tl harcayınca , poşetin içinde ne var diye bakıyorum " diyorum ve  gülüşüyorlar ... ( Yıl 2011. Tüm kışlık yiyecekler yazdan, bağdan, bahçeden, tarladan hazırlanıyor. Yıl şimdi 2017 ve çok şey değişti )

Hatun' un projesi saane keçilerinden bahsedince ; " sanem mi? " diyorlar ... Gözünü sevdiğim Anadolu insanı , her şeyi ne güzel Türkçeleştiriyor .

" Biz de var " deyince benim gözler fal taşı gibi açılıyor . İnanamıyorum ... Biz onları nereden getireceğiz , köyün havasına uyum sağlayacaklar mı diye kara , kara düşünürken , ....

" Çıkışta salarım , bakarız " deseler de , ben " yağmur yağıyor , olmaz " desem de, çıkışta ilk defa sanemlerin oğlakları ile tanışıyoruz ... Onları kucakladığında yüz ve gözündeki mutluluğu ve güzelliği hemen kayıt ediyorum ...




Bana onlardan verebileceği söyleyince , emeği karşılığında kabul edebileceğimi belirtiyorum .

" orası kolay " komutan diyor ...

öğleden sonra tapuları devrettiklerinde, yanımıza biraz pekmez katıp bizi uğurluyorlar ... Kar lapa , lapa yağarken ,

bu güzel yer ve insanlardan geçici olarak ayrılmanın hüznünü yaşıyoruz ...

yol boyu projeler yapılıyor , hayaller kuruluyor ...




nereden nerelere gittin , birilerine kızıp ülkeyi terk ettin , gene birilerine kızıp ülkene döndün , genelkurmaylarda çalıştın , şimdi bir Holding karargahındasın ama bu arada zaman da durmamış , hep akmış ...

şimdi son evreyi hazırlamaya çalışıyoruz ... Nihayetinde, çalışma hayatı da belli bir yaşta bitecek ...Keşke hayat biraz daha uzun olsaymış diye düşünmeye başlıyorum , eskinin aksine , planladığım işler arttıkça .

toprağa girmeden önce , tekrar onunla yakınlaşmak , haşır neşir olmakta fayda var deyip kendime muziplik yapıyorum .

Karlı yolları , ovaları , karlı çam ağaçları görünümlerini sindire sindire , hafızama atarak giderken onların hepsinin bizim olduğunu , ne kadar güzel bir ülkede yaşadığımızı ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum .

Not: 2012 de başlayan ev inşaatımız 2014 bitti. Bu yayla' da üç yaz geçirdik. Tarım ve hayvancılık koşulları kötüye gidince, evi satıp, Korkuteli' n de yazlık aldık. Çalıştıracak insan bulamadığımızdan ve ülkenin tarım ve hayvancılık koşullarının kötüye gitmesinden, sanem hayalimizi gerçekleştiremedik. Nitekim, netice de saman ve hayvan ithal eden bir ülke olduk.

selahattin
2011
Elmalı/Antalya


22 Kasım 2017 Çarşamba

İTALYA' DA AFRİKALI GÖÇMENLER


Batılı devletler Afrika' yı yıllarca sömürdüler... Dinlerini, dillerini değiştirdiler... Yeri geldi daha fazla sömürebilmek için, etnik savaşa tutuşturdular.


Derisi daha açık olanı, daha koyu olana düşman ettiler. Ruanda' da olduğu gibi sen Hutsisin, sen Tutsisin dediler... Doğal kaynakları sömüren Avrupa zenginleşti. Afrika halkı ise hep açlık ve sefalet çekti. Bebekleri öldü.
 
Son olarak Batı, Boko Haram gibi, sözde İslami terör örgütleri kurarak, Afrika'yı iyiden yaşanacak yer olmaktan çıkardı.
Artık, Afrikalılar ölümü göze alarak, lastik botlarla Akdeniz' i geçerek daha çok İtalya kıyılarına çıkarak Avrupa' ya dağıldılar.
İşte bu Roma gezisinde onların ayak izlerini takip edip, neler yaptıklarını inceledim.


 
Resimde gördüğünüz Senegal' li Hasan... Bizlerin Türk olduğumuz tahmin edip " selamünaleyküm " deyip, yanımıza geldi. Bazıları Türkiye' de bulunmuş... Hasan, Afrika renkleri ve desenleri ile bezenmiş boncuk bileklikler satıyor turistlere. Afrika' da ki ailesine para gönderiyormuş.
Beyaz adamın bunlara tek faydası, dil öğretmesi olmuş. Her kabile ayrı dil konuşunca bunlara İngilizce ve Fransızca öğretmiş.
Hasan, bana bileklik hediye etti. Ben de eline üç beş Euro sıkıştırdım...Memleketlerini özlemişler. Burada çok ezik duruyorlar. Ama çabuk uyum sağlamışlar. Çoğu turizim de anutçuluk yaparak, tur, bilet satarak, hediyelik eşya satarak ve seyyar satıcılık yaparak geçiniyor. Dışarıda, ayakta, insanların peşinden koşarak çalışıyorlar. Çoğu insan onları görmüyor, umursamıyor ve çoğu zaman " sir " diye başladıkları konuşmayı ret ederek kesiyorlar. Ama onlar azimli ve umutlu. Gelişmişliğin nimetlerinden yararlanma peşindeler.
Hasan, beni kırmadan bu pozları verdi.

 

Bengaldeşliler genelde market ve manav işletiyorlar.





Tur Otobüs bileti satmaya çalışan Afrikalılar.




 
Düz tahta, açılınca sepet oluyor. Bu genç çok mutsuzdu. Bir köşede umutsuzca ürününü satmaya çalışıyordu.
 
 
Nufusu artmayan bayaz adam, ayağına gelen ucuz iş gücünü kirletici işlerde kullanarak, Afrikalıyı ikinci kez sömürüyor.

16 Kasım 2017 Perşembe

ROMA' DA AŞK BAŞKA



Vatikan' dan aşağı yürürken, yukarı doğru heyecanla yürüyen iki aşık gördüm.
Kız, oğlanı elinden tuttu ve adeta çekti.
Koşa koşa gelip, tam önümde durdular.
Kız, heyecanla elindeki telefon ile sefie çekmeye başladı.
Anlaşılan Roma' nın ihtişamı onu da büyülemiş ve bir masal diyarına götürmüştü.
Kız, bir peri gibi uçuyor, bir balerin gibi tek bacağını kaldırmış, yanındakine iyice sokulmuştu.
Sanki etrafta kimse yoktu.
Tüm Roma onlara aitti.
Kendisi Roma İmparatorunun kraliçesi idi.
Ona bu hazzı yaratan erkeğini aniden öptü.
Oğlan ilk şaşkınlığı atınca, karşılık verdi.
Bunların hepsi bir anda gözümün önünde ve fotoğrafladığım alanda oluyordu.
Ardı ardına kareler patlamaya başladı.
İçeri girip, kafe' de kahve içmekte olan eşime olayı anlattım.
Dışarı çıktığımda onları tekrar gördüm.
Bir banka oturmuş, biraz önce çektikleri fotoğraflara bakıyorlardı.
Biraz önceki heyecan, toz, duman, sansasyon bitmiş.
Yerden kesilen ayaklar yere değmişti.
Yüzyıllardır Roma' da aşk böyle yaşanmıştı.
Game of Thrones, Taht ve aşk oyunları yeniden canlanmıştı.

 







 
 

22 Eylül 2017 Cuma

KIZLAR DAHA ÇOK GEZİYOR



Daha önce de belirttiğim gibi kızlar, erkeklere göre daha çok geziyor... Bunun örneklerini zaman zaman vurgulamaya çalıştım...
Evet, yaptığım kendime göre istatistiklerde, dünyayı gezme tutkusu kızlarda, erkeklerden daha fazla.
Örneğin; Almanya Gezimizde, Alman kızlarının genç yaşlarda, kız kıza gezilere çıktığını öğrendik... Almanya' daki Türk aileler, Alman arkadaşlarını örnek alan kızlarına maalesef gezi izni vermiyorlar.
Gene gezi yazılarına baktığınızda, bayan seyyahların, erkeklerden fazla olduğunu görürsünüz.
Bayanlar daha tutkulu ve bilinçli geziyorlar... Ellerinde mutlaka bir gezi kitabı ve boyunlarında gelişmiş fotoğraf makinaları görüyorsunuz...
Son yıllarda bizim kızlarımızda da, fotoğraf sanatına artan bir ilgi görüyorum...Geçenlerde, kullanmadığım bir makinayı Letgo' dan satışa koydum... Bir genç kız, ısrarla almak istedi. Öğrenci olduğunu söyleyince, kırmadım ve önerdiği fiyata verdim... Meğer kızcağız, makinasını çaldırmış ve tüm yaz çalışıp, para biriktirmiş... Üniversiteye gidince fotoğrafçılık okuyacakmış...
Bu da bizden bir öykü oldu...
Gençleri, dünyayı gezmeye teşvik edin. Gitsinler, öğrensinler, ufukları genişlesin, lisanları ve kültürleri artsın ve evrensel insan olma yolunda büyük adımlar artsınlar...
Son söz: Eskiden bayanlar erkeklere " beni gezdir " derdi... Yani bayanlar gezmeyi severdi.
Ama artık, bayanlar kendileri gezmek istiyor.


Vietnam' da gezen Batılı Kızlar bir gezi soluklanması verdiklerinde

20 Eylül 2017 Çarşamba

KOS ADASINDA NE YENİR


Bir defa ada, yani adı üzerinde, dört yanı denizlerle çevrili olduğundan deniz ürünleri oldukça çeşitli ve uygun fiyata.
Kos Adasında üç bine yakın Türk yaşıyor ve ta ta ta ta, bir Türk Klasiğini burada da yaşıyorsunuz. Yani Türk Restoranları var... Veya, Yunanlı kadınla evlenmiş bir Türk, karısı ile restoran işletiyor.
Ama ben tercih etmiyorum. Yani gittiğim yerde, gittiğim yerin özel yemeklerini yemeliyim...
Mesela ben kalamarı çok severim; bira kalamar yaptım...
Dönüşte tanıştığım bir Albay, Türk Restoranına gitmiş ve köfte, kabak çiçeği dolması ve mücver yemiş. Çok beğenmiş.
Tabii çok güldüm. Be mübarek; Türk yemeği yiyeceksen Yunanistan' a neden gidersin?
Fiyatlardan bir örnek vereyim; Bira 3 Avro, Kalamar normalde 6 Avro. Ama benim yediğim kalamar kızartma değil, değişik, humusla servis yapılıyor ve ederi 11 Avro.
Döner tezgahları her yerde, uygun ve lezzetli. Yunan pidesi " pita " içine dürüm yapıyorlar...
Musakka ve caciki, aynen bizdeki gibi.
Greek Salad dedikleri şey; bizim çoban salatanın üzerine " feta cheese " yani beyaz peynirin serpilmiş hali... Ama tüm dünyada sizin bildiğiniz çoban salata, bu şekilde ve çok meşhur olarak Yunan Salatası olarak satılıyor.
Tatlı olarak; baklavas, kadayifi veya halva yiyebilirsiniz.
Üzerine; Yunan Kahvesi içersiniz. Sakın " yahu bu bizim Türk Kahvesi " demeyin. Hemen " Yunan Kahvesi " diye diretecekler... Üstelemeniz anlamsız...
İlk Amerika' ya gittiğim 88 de, bir fuarda " Greek Gayro " yani, Yunan Döneri levhasını görünce, standa saldırmıştım da, arkadaşlar zor tutmuştu... Şimdi gülüp geçiyorum. Çünkü sen malına sahip çıkmaz, tescilletmezsen, biri çıkar, sahip çıkar.
Bir de şu var; 400 yıl beraber yaşamışız. Bayramları, düğünleri beraber kutlamış, cenazeleri beraber kaldırmışız. Ortak bir yaşamımız olmuş.
Restoran olarak Hipokrat' ın Bahçesindeki Platonos ( plant= bitki' den geliyor sanırım ) restoranı tercih ettik. Çok tarihi bir yer. Karşıda Gazi Hasan Paşa Cami, berisinde klise ve Hipokrat Çınarı var... Üç bayan garson hizmet veriyor ve hepsi çok neşeli ve iyi. Tavsiye ederim...
Artık bizi Türk Dizilerinden tanıyorlar ve soru soruyorlar... Muhteşem Süleyman Sultan olmamış, boşu boşuna :)
Evet; Romalılar, Bizanslılar, Türkler adaya eserler bırakmışlar. İz bırakmışlar..Kültürler zenginleşmiş, harmanlanmış... Bir şey çekiyor. Yani bir çekim gücü var...
Ondan önce Venedik, Cenova, Cenevizliler...
Likyalılar, Frigyalılar...
Devran dönüyor dostlar. Bizde tarih olacağız.
Onun için kafaya takmayın ve gezin.



Hipokrat Bahçesi ve Gazi Hasan Paşa Camii girişi

Hipokrat Çınarı ve Gazi Hasan Paşa Camii



Osmanlı Çeşmesi




Mit yani Efsane Bira. Gerçekten güzel

Kara Papazı bulduk ve Papaz Büyüsü Yaptırdık :)  Yıkılmış Cami Şadırvanı önünde Papaz iyi oldu






Deprem neticesinde yıkılan şadırvan



Yemekten önce başlangıçlar

Kalamarı kızartmadan yapıyorlarmış. Humus ile servis ediliyor. Çok lezzetli ve doyurucu. Normal kalamardan 5 Avro daha pahalı sadece

Yunan hoş hoşu beni çok sevdi ama alerji yapar diye kalamarımı paylaşamadım. 




Hem Bar hem kafe. Yemeğin üzerine bu çay iyi gitti


Market Raflarında Yunana Baklavası

Kadayıfı

Yemek çeşiti çok
Yunan Türk Kahvesi






Halva Helva

BRUCE LEE, BEN ve BİR HUKUK SAVAŞI

Çin' in, ticaret fuarları ile meşhur üçüncü büyük şehri Guangzhou şehrini gezerken, Çin Fast Food Zinciri Real Kung Fu Restoranı önü...